
Işıklar kısılır, sesler çoğalır, zaman biraz eğilir. İstanbul bu eğriliğin şehridir; meyhane ise onun en eski iç sesi. Tavanlar alçak, masalar birbirine yakın; sandalyeler hafifçe sürtünürken bir kadehten diğerine hafıza taşar. Bu şehirde meyhane sadece bir mekân değil, bir arşivdir: kimisi için bir Müzeyyen Senar şarkısı, kimisi için Müslüm. Anasonun buğusunda saklanan kolektif bir hatırlama biçimi. Hepsi şehrin dokusuna sinmiş, zamanı bugüne bağlayan bir ritüelin parçalarıdır.
İstanbul meyhaneleri — bu kez fotoğrafların hafızasıyla

Çilingir sofrası, yalnızca alkollü içecek masası değildir; aksine, içmenin etrafında örülmüş bir düşünme, konuşma ve birlikte var olma biçimidir. Rakı bir araçtır; sohbetin açılmasına, hikâyelerin çözülmesine, suskunlukların bile anlam kazanmasına hizmet eder. Mezeler kadar kelimeler de paylaşılır, hatta bazen fotoğraflar da masaya dahil olur — görüntü de bir eşlikçidir. Başka hangi içecek için bu kadar detaylı bir adab, bu kadar incelikli bir usul kurulmuştur? Suyun oranından kadehin tutulma biçimine, araya giren çayın nefes aldıran sadeliğinden gecenin sonunda gelen o hafif ‘cila birası’na ya da Türk kahvesine kadar her şey, oturduğun insanlara dair bir karakter imzasıdır. Ve bazıları için sofra gün batımında kurulur, bazıları için öğle vakti; sek ve buzsuz bir rakının berraklığıyla.
İstanbul meyhaneleri — bu kez fotoğrafların eşliğiyle

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kamusal alan değişimi, vesika uygulamaları, erkek egemen masalar ve bunlara karşı açılan gedikler… Hepsi bugünün meyhanesini kuran katmanlardır. İstanbul’un çokkültürlü meyhane hafızasında Ermeni ve Rum meyhanelerinden, kadın işletmecilere uzanan izler, kamusal alanın sınırlarını zorlayan bir kadın iradesine işaret eder.
Evde sofrayı kuran ve dağıtan çoğu zaman kadındır; kamusal mekânda ise aynı sofra erkeklerin sakilliğine bırakılmıştır. Oysa kadın hem evde hem de kamusal alanda o sofrayı yeniden tanımlayandır. Tarih, efsanelerden gündelik hayata kadar kadınların bu hikâyenin başından beri içinde olduğunu fısıldar. Ve bugün o masaya oturan bir kadın, yalnızca bir müşteri değil, bir hafıza taşıyıcısıdır. Çünkü kadın, o masanın ölçüsünü değiştirendir.
İstanbul meyhaneleri — bu kez kadın bakışıyla
— Jivan Güner
"More images will be added soon to complete this story"